
İhaneti kendisine meslek edinen sözde STK’lar, sözde meslek kuruluşları, yazarlar ve çizerler hep aynı istikamette oldular. Güneydoğu’da hendek kazıp, şehirleri, kasabaları yaktılar. Güvenlik kuvvetlerimiz bir sivilin burnu kanamasın diye 700’ün üzerinde şehit verdi, ama vatanı çapulculara teslim etmedi. Bu kuruluşlar yine “Savaşa Hayır” diyerek terörün yanında yer aldılar. Bazı siyasiler alçak teröristleri kurtarmak adına akla gelmeyen yollara başvurdular.
Türkiye, kendisine yönelen ihaneti yok etmek için Fırat Kalkanı ile DAEŞ (İŞİD) belasını yok etti. Ardından Afrin’e harekatı yapıldı. Zeytin Dalı Harekatı, sözde kuruluşların Türk Ordusunu, Türk Hükümetini hedefe koydular. Batılı güçler ile ittifak halinde Türk askerinin hareketini engellemeye, Türkiye’yi suçlu konuma taşımaya çalıştılar. Bu alçak hareketin içerisinde FETÖ’nün çabası ve gayreti ayrı bir öneme sahiptir. Çünkü FETÖ, ihanetin her şeklini en iyi kullanan, Türkiye’yi küresel güçlerin amacına uygun sömürge konumuna getirmek için yetişmiş en güçlü şebekeyi oluşturuyor.
Şimdi Türkiye Barış Pınarı harekatını yürütüyor. Yine aynı unsurlar ihanetlerini sürdürürken, terörü masum gösterme çabasında kuruluşlar ‘Savaşa Hayır’ kampanyaları yürütüyor.
PKK/KCK/PYD/YPG kimdir? Nasıl bir yapıdır ve hangi suçları işlemektedir? İşte bu kanlı örgütün BM, Suriye İnsan Hakları Gözlem Evi ve benzeri insani kuruluşların raporlarına girmiş, Rusya Araştırmaları Enstitüsü tarafından derlenmiş insanlık suçlarının özeti;
PKK/KCK kuruluşundan günümüze kadar, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri’nde yaşayan vatandaşlara baskı ve şiddet (köy baskınları, suikastlar, zorunlu göçe tabi tutma, alıkoyma, korkutma, vb.) uygulayarak bölge halkını örgüte müzahir kılma stratejisi izlemektedir. Örgütün Suriye uzantısı olan PYD/YPG de aynı stratejiyi Suriye’de yaşayan halklara uygulamaktadır. PYD, 2013 tarihinden itibaren Suriye’nin kuzeyinde yer alan örgütlenmesini Afrin, Kobani ve Cezire’de özerk bir yönetime dönüştürmeye, bölgedeki siyasi ve silahlı varlığını kurumsallaştırmaya yönelmiştir. Bu amaçla PYD’nin, bölgede özellikle Kürt muhaliflere karşı gerçekleştirdiği insan hakları ihlalleri ve otoriter bir yönetim tesis etme girişimi, hem Suriye’de hem de bölgedeki diğer Kürtlerde rahatsızlık yaratmıştır. Bu çerçevede, Avrupa, Irak ve Türkiye’den 115 Kürt aydın Mayıs 2015’te PYD’ye karşı bir bildiri yayımlamıştır
Kürt aydınlar bildiride, PYD’nin Suriye’nin kuzeyinde şiddet kullanarak otoriter bir yapı kurduğunu, Kürt Ulusal Konseyi bünyesindeki partileri baskı altına almaya ve kendisine muhalif Kürt gazeteci ve yazarları etkisiz hâle getirmeye çalıştığını ifade etmiştir. PYD/YPG terör örgütü bölgede tek hâkim güç olma amacıyla bölgede yaşayan Kürtler, Araplar, Türkmenler, Ezidiler gibi etnik unsurlara yönelik etnik temizlik dâhil olmak üzere büyük insanlık suçları işlemektedir. Söz konusu ihlaller, uluslararası insan hakları kurumları tarafından gözlemlenmiş ve bu eylemler raporlara yansıtılmıştır.
Bölgeden PYD/YPG terör örgütünün şiddeti nedeniyle birçok yerel halk zorunlu göçe tabi tutulmuş, yerlerinden edilmiştir. PYD/YPG’nin zulmünden kaçanlar Türkiye’nin Suriyelilere açık kapı politikası gereği güvenli ülke olarak ülkemizi tercih etmişlerdir. PYD/YPG’nin işlediği bunca insan hakları ihlallerine rağmen örgütün (sözde) DEAŞ ile mücadele eden tek örgüt propagandasına maruz kalan ve terör örgütüne dış destek sağlayan uluslararası güçlerin söz konusu insan hakları ihlallerine göz yumduğu görülmüştür. DEAŞ’la (sözde) mücadele adı altında elde edilen silah ve mühimmatların çoğu bölgede yaşayan Kürtler, Araplar, Türkmenler gibi halkların örgüt karşısında sindirilmesi amacıyla kullanılmıştır.
Türkiye, kendisine yönelen ihaneti yok etmek için Fırat Kalkanı ile DAEŞ (İŞİD) belasını yok etti. Ardından Afrin’e harekatı yapıldı. Zeytin Dalı Harekatı, sözde kuruluşların Türk Ordusunu, Türk Hükümetini hedefe koydular. Batılı güçler ile ittifak halinde Türk askerinin hareketini engellemeye, Türkiye’yi suçlu konuma taşımaya çalıştılar. Bu alçak hareketin içerisinde FETÖ’nün çabası ve gayreti ayrı bir öneme sahiptir. Çünkü FETÖ, ihanetin her şeklini en iyi kullanan, Türkiye’yi küresel güçlerin amacına uygun sömürge konumuna getirmek için yetişmiş en güçlü şebekeyi oluşturuyor.
Şimdi Türkiye Barış Pınarı harekatını yürütüyor. Yine aynı unsurlar ihanetlerini sürdürürken, terörü masum gösterme çabasında kuruluşlar ‘Savaşa Hayır’ kampanyaları yürütüyor.
PKK/KCK/PYD/YPG kimdir? Nasıl bir yapıdır ve hangi suçları işlemektedir? İşte bu kanlı örgütün BM, Suriye İnsan Hakları Gözlem Evi ve benzeri insani kuruluşların raporlarına girmiş, Rusya Araştırmaları Enstitüsü tarafından derlenmiş insanlık suçlarının özeti;
PKK/KCK kuruluşundan günümüze kadar, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri’nde yaşayan vatandaşlara baskı ve şiddet (köy baskınları, suikastlar, zorunlu göçe tabi tutma, alıkoyma, korkutma, vb.) uygulayarak bölge halkını örgüte müzahir kılma stratejisi izlemektedir. Örgütün Suriye uzantısı olan PYD/YPG de aynı stratejiyi Suriye’de yaşayan halklara uygulamaktadır. PYD, 2013 tarihinden itibaren Suriye’nin kuzeyinde yer alan örgütlenmesini Afrin, Kobani ve Cezire’de özerk bir yönetime dönüştürmeye, bölgedeki siyasi ve silahlı varlığını kurumsallaştırmaya yönelmiştir. Bu amaçla PYD’nin, bölgede özellikle Kürt muhaliflere karşı gerçekleştirdiği insan hakları ihlalleri ve otoriter bir yönetim tesis etme girişimi, hem Suriye’de hem de bölgedeki diğer Kürtlerde rahatsızlık yaratmıştır. Bu çerçevede, Avrupa, Irak ve Türkiye’den 115 Kürt aydın Mayıs 2015’te PYD’ye karşı bir bildiri yayımlamıştır
Kürt aydınlar bildiride, PYD’nin Suriye’nin kuzeyinde şiddet kullanarak otoriter bir yapı kurduğunu, Kürt Ulusal Konseyi bünyesindeki partileri baskı altına almaya ve kendisine muhalif Kürt gazeteci ve yazarları etkisiz hâle getirmeye çalıştığını ifade etmiştir. PYD/YPG terör örgütü bölgede tek hâkim güç olma amacıyla bölgede yaşayan Kürtler, Araplar, Türkmenler, Ezidiler gibi etnik unsurlara yönelik etnik temizlik dâhil olmak üzere büyük insanlık suçları işlemektedir. Söz konusu ihlaller, uluslararası insan hakları kurumları tarafından gözlemlenmiş ve bu eylemler raporlara yansıtılmıştır.
Bölgeden PYD/YPG terör örgütünün şiddeti nedeniyle birçok yerel halk zorunlu göçe tabi tutulmuş, yerlerinden edilmiştir. PYD/YPG’nin zulmünden kaçanlar Türkiye’nin Suriyelilere açık kapı politikası gereği güvenli ülke olarak ülkemizi tercih etmişlerdir. PYD/YPG’nin işlediği bunca insan hakları ihlallerine rağmen örgütün (sözde) DEAŞ ile mücadele eden tek örgüt propagandasına maruz kalan ve terör örgütüne dış destek sağlayan uluslararası güçlerin söz konusu insan hakları ihlallerine göz yumduğu görülmüştür. DEAŞ’la (sözde) mücadele adı altında elde edilen silah ve mühimmatların çoğu bölgede yaşayan Kürtler, Araplar, Türkmenler gibi halkların örgüt karşısında sindirilmesi amacıyla kullanılmıştır.