
Doğuda bir üniversite kurulması fikri, ilk olarak 1 Kasım 1937’de TBMM’nin açılış konuşmasında Mustafa Kemal Atatürk tarafından ortaya atıldı. Daha sonra çalışmaları başlamadan araya İkinci Dünya Savaşı girdiği için Doğu Üniversitesi fikrinin çalışmaları 1950’lere kadar gecikti.
Prof. Dr. Rıfkı Salim Burçak’ın Milli Eğitim Bakanlığı sırasında 10 Mart 1954 tarih ve 6373 sayılı Kanun’la Doğu’da kurulması kararlaştırılan Üniversiteye, “Atatürk Üniversitesi” adı verildi. Bu kararla birlikte Amerikan İktisadi Kalkınma Teşkilatı’ndan yardım sağlamak üzere, zamanın hükümeti Amerika Birleşik Devletleri ile temasa geçti. 1957 yılında kurulan Atatürk Üniversitesi, Erzurum'un tarım potansiyelini ve mühendislik alanındaki gelişme ihtiyacını dikkate alarak, Amerika'daki 'Land Grant' modelini benimseyen bir yükseköğretim kurumu olarak hayata geçirildi. Bu model, tarım ve mühendislik eğitimine odaklanarak, bulunduğu bölgenin ekonomik ve sosyal kalkınmasına öncülük eden üniversiteleri tanımlıyor.
Türkiye’nin 5’inci üniversitesi olan Atatürk Üniversitesi’nin ilk yıllarını PUSULA gazetesine anlatan Edebiyat Fakültesi Bilgi ve Belge Yönetimi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Dündar Alikılıç, "O dönem Amerika'yla siyasi olarak yakınlaştığımız, bağlarımızın geliştiği, NATO'ya girme süreçleri dönemine denk geliyor. Dolayısıyla Avrupa'dan ziyade Amerika örnek alındı. Erzurum'un rakımına da en yakın Amerika'nın Nebraska eyaleti olduğu için orada bir takım çalışmalar yapılarak buraya uzmanlar getirildi” ifadelerini kullandı.
İlk eğitim bir ortaokulda verildi
Üniversitenin kurulduğu yıl binaların yapımı tamamlanana kadar bir ortaokulda derslerin alındığını söyleyen Alikılıç, “İlk yıllarda dersler, şimdiki Olgunlaşma Enstitüsü olarak kullanılan, zamanında Şair Nef-i Ortaokulu olan binada görüldü. 1957-1958 senesinde ilk öğrenci alımına da orada başlandı” ifadelerine yer verdi.
Günümüzde dahi küçüklüğü tartışılan lojmanların ise Amerikan tarzı olduğunu söyleyen Alikılıç, “Lojmanlar kısmı Amerikalılardan kalma usul ile 40, 60 ve 80 metrekare olarak yapılmış. Şimdi eleştiriliyor lojmanlar bize uygun değil diye. Fakat onların tasarlamış olduğu binalar bunlar” diye konuştu.
Şehre olan yakınlığıyla bilinen Atatürk Üniversitesi’nin aslında dönemine göre uzak olduğunu belirten Alikılıç, “1957 yılında üniversite şehre uzak sayılıyordu. Cumhuriyet Caddesi’ne kadar olan bölge tamamen boş arazilerle kaplıydı. Ancak zamanla şehir genişleyerek üniversiteyle bütünleşti. Tabi üniversitenin sınırları şu anki kampüsten daha geniş. Üniversite’nin sınırları Dadaşkent’e kadar dayanıyor. Bu nedenle, üniversitenin konumu geleceğe yönelik bir planlamanın ürünüydü” dedi.
Üniversite kuran üniversite
Prof. Dr. Dündar Alikılıç son olarak Doğu Anadolu Bölgesi’ndeki üniversitelerin çoğunun kurucu üniversitesinin Atatürk Üniversitesi olduğunu vurgulayarak şunları söyledi;
“Ardahan Üniversitesi başlangıçta Erzurum’a bağlı bir yüksekokuldu. Kars Kafkas Üniversitesi, Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Bingöl Üniversitesi ve Muş Alparslan Üniversitesi de başlangıçta Atatürk Üniversitesi’ne bağlıydı ve zamanla bağımsız üniversitelere dönüştüler. Bayburt ve Erzincan’daki yükseköğretim kurumları da ilk etapta buradan akademik destek aldı. Pek çok dekan ve akademisyen Atatürk Üniversitesi’nden bu üniversitelere atanıyordu. Eski hocalarımız bu yüzden Atatürk Üniversitesi’ne ‘üniversite kuran üniversite’ diyorlardı”.
Atatürk Üniversitesi’nin bugünkü yerleşkesinde 1957 yılında düzenlen temel atma törenine, dönemin Cumhurbaşkanı Celal Bayar ve Başbakanı Adnan Menderes ile çok büyük bir kalabalık iştirak etmişti.
Ahmet Volkan Çelik
Vay be, çok mükemmel haber. Çok beğendim yazarı tebrik ederim.