
Oğuzhan Yavuz, bir süre önce DSİ Erzurum Bölge Müdürlüğü’ne atanmıştı. Trabzonlu bürokrat, en son Ankara’da Barajlar Daire Başkan Yardımcılığı görevinde bulunuyordu. Geldiği günden beri çalışkanlığı ve sürekli sahada olması sebebiyle dikkat çeken biri haline gelen Oğuzhan Yavuz için mesai mefhumu diye bir şey yoktu. Zaten yakın çalışma arkadaşları, onun gece geç saatlere kadar çalıştığını ve kısa sürede kurumda bir farkındalık ortaya koyduğunu söyler dururdu. Dur durak bilmeyen biri. Bizim de gözlemlerimiz, duyumlarımız o yönde. Tam bir atom karınca. Kendisi de henüz yeni olan hemşehrisi yeni spor İl Müdürü Birdal Öztürk gibi çıktı. Bu cümleleri laf olsun torba dolsun diye kurmadım elbet. Sadete gelmek gerekirse, anlatmak istediğim şudur. Yıllardan beridir adı konulan ama kendi ortada olmayan Erzurum’un en önemli projelerinden biri olarak gördüğüm Söylemez Barajı’na 50 milyon gibi önemli bir miktarda ödenek ayrıldı ve bu çok çok güzel bir haber. Böyle bir haberin yapılmasının kuşkusuz DSİ’nin çiçeği burnundaki bölge müdürüyle de bir ilgisi olsa gerek diye düşünenlerdenim.

Öyle ya. Ne de olsa bugün DSİ’nin başında bulunan kişi daha bir süre önce Ankara’da Barajlar Dairesi’nin iki numaralı adamıydı. Kurumunda barajlar ile anılan bir isimdi. Yıllardır da Söylemez için böyle bir haber beklentimiz de sır değildi. Haksızlık etmek istemem. Elbette ki böyle bir gelişme sadece Bölge müdüründen kaynaklı olamaz. Siyasilerin de bunda büyük payı var. Ama bana göre böylesine önemli bir projeye artık ciddi bakılır olmasında kesinlikle ve kesinlikle yeni bölge müdürünün rolü vardır. En azından ayağı uğurlu geldi deyip olayı tatlı yere bağlayalım. Mesele kolay bir mesele değildir. 350 bin dekarlık bir alanın sulama ve de tamamlandığında önemli miktarda enerji üretecek bir projeden bahsediyorum. Tebrik ve takdirlerim ve dahi alkışlarım bizatihi Oğuzhan müdüredir. Ben bu golün asistini yeni müdürümüze yazdım. Bu benim son kararımdır, nokta.
Efsane inşaatçı geri döndü!
Celal Şam ismi, özellikle inşaat sektöründe marka olmuş isimlerden biridir. Efsane inşaatçılardandı. Nenehatun köyü ve akabinde çok ölümlü kazalara yolaçan Hamamderesi mevkiinin çift yol yapılmasını sağlayan, Mediko Sosyal tesisleri ile Diş Hekimliği Fakültesi ve de Polis Okulu gibi önemli kamuya ait bina inşaatıyla tanınan Celal Şam, koopetatifcilik alanında da şehrin öncü müteahhitlerindendi. Sadece Erzurum değil, çevre illerde de büyük işler yapan bir müteahhit olan Celal Şam, ani bir kararla bir gün bir çokları gibi evini yükleyip gurbete çıkmıştı. Bir dönemlerin inşaat alanındaki yıldızı, Ağrı eski Milletvekillerinden Ahmed Hamdi Şam’ın oğlu Celal Şam’ın, uzunca bir süredir sesi soluğu çıkmıyordu. Ankara’da yaşıyor ve tamamen Erzurum ile ilişkisini koparmıştı. Ancak. Ayrılık hasreti fazla sürmedi. 76 yaşına basan ve bir zamanlar Erzurumspor’da da yöneticilik yapan Celal Şam, yine ani bir kararla Erzurum’a kesin dönüş yaptı. Ankara’da ki evini ve ofisini sattı, Erzurum’a yerleşti. Yıldızkent’de bir ev satın alan ve artık yaşamının sonuna kadar burada kalmaya karar veren Şam’a, geçmişte Erzurum’a büyük hizmetleri olduğu için hoşgeldin derken, yeniden inşaat sektörüne girmeyi düşünüyor musun şeklindeki bir soruma şu cevabı veriyordu: Aman aman! Sıfır tenzilatla iş de verseler yapmam!
Bu defa vaka sayısını vermekten kaçındı
Korkutma bizi Müdürüm!
Sağlık İl Müdürü Dr.Gürsel Bedir’in yanındaydım dün. Kendisine son zamanlarda kovit olaylarında yine artış olduğuna dair haberlerin olduğunu, bu haberler doğrultusunda Erzurum’da durumun ne olduğunu sordum. Daha önceki görüşmelerimizde her daim yaşanan gelişmeleri ayrıntılarıyla açıklayan, rakamlar veren Dr.Bedir, bu defa farklıydı. ‘’Her yerde olduğu gibi Erzurum’da da endişe verici bir durum var’’ diyen Dr.Bedir, 13-14 entübe hastamızın olduğunu, yoğun bakımda da 13 hastanın bulunduğunu söylerken, ısrarlarıma rağmen vaka sayısını vermekten kaçındı. Çok fazla arttığını sosyal medyasından da dün paylaşan, dördüncü aşısını da olan ve ildeki vaka sayısını Sağlık Bakanının açıklayacağını belirten sevgili sağlık müdürümüzün vücut dilinden ve endişeli açıklamalarından durumun vahim olduğu kanaatine vardım. O yüzü güleç adamdan eser yoktu bu son görüşmemde. Sık sık alışkın olduğumuz ama artık takmamaya ısrar ettiğimiz maske, mesafe, temizlik konusuna vurgu yapan Müdürümüzün sadece ‘’Maskeyi attık böyle oldu’’ demesinden şahsen ben çok şey anladım. Tamam, özellikle mezarlıkları hariç İstanbul’un her tarafı kırmızı olmuş, Erzurum bir çok ile göre yine iyiymiş ama durum ciddi beyler, bir ağabeyiniz, kardeşiniz, hasbelkader köşe yazıcınız olarak uyarayım istedim.
Seviyorum böyle yapanları be!
Bir çoğuna göre gereksiz laf kalabalıkları oluyor diye kınanan facebook paylaşımlarının bir çoğundan ben hep memnun kalıyorum, hem de güzel kazanımlar elde ediyorum. ‘Kitapkurdu’ olarak tanıdığımız, bu köşede daha önce bu özelliğine bir köşe yazısı ile vurgu yaptığım işinsanı değerli ağabeyim Cafer Burucu’nun önceki günkü bir paylaşımı daha çok hoşuma gitti. Bu tür sosyal medya platformlarının ne kadar da önemli ve değerli olduğunu koyan o paylaşımda Cafer ağabey sömestride okunması gereken kitap ve yazar listesini sıralamış. Beğenirsiniz, beğenmezsiniz. Okursunuz, okumazsınız. O sizin bileceğiniz iş. Ama Cafer ağabeyi kesinlikle arkadaşlarını meşgul etmemiş, güzel bir alışkanlığa sevketmiş. İşte her görüşmelerimizde kitap sohbetlerine bayıldığım Burucu’nun tatilde gençlere önerdiğini söylediği ve kendilerine büyük değer katacağına inandığını belirttiği o kitap: 1-Diriliş neslinin Amentüsü (Sezai Karakoç) 2- Yaşamak (Cahit Zarifoğlu) 3-Geleceğimiz de İslam var (Roger Garaudy) 4- Yoksulluk içimizde (Mustafa Kutlu) 5- Müslümanca düşünce üzerine denemeler (Rasim Özdenören) 6- Kırk Ambar (Cemil Meriç) 7- Yitik Cennet (Sezai Karakoç) 8- Mızraklı İlmihal (Semerkant yayınları) 9- Bu Ülke (Cemil Meriç) 10- Türk Cihan Hakimiyeti Mefkûresi Tarihi (Osman Turan).

Çin medyası bizi gördü!
Sürat Pateni tarihinde ilk defa olimpiyata katılma hakkı eden Erzurumlu sporcumuz Furkan Akar sayesinde Çin medyası bizi yakın kadraja aldı. CCTV adlı Çin’in önemli televizyon kanalı, Çinli muhabir Wei Yan’ın Erzurum’da Furkan Akar ve tesislerimiz, antrenmanlarımız ile ilgili çektiği görüntülere geniş yer verdi. Furkan Akar ile özel röportaj için Erzurum’a gelen Çinli gazeteci Wei Yan, hem Furkan’ı hem de Erzurum’u öve öve bitirmedi. Şubat ayında Pekin’de yapılacak olan Kış Olimpiyatlarında Türkiye’yi sürat pateninde ilk defa temsil edecek olan gururumuz Furkan Akar’ın görüş ve düşüncelerine de yer verilen yayında tesislerimiz ile ilgili özgü dolu ifadeler kullanıldı.

Bilhassa Furkan’ın ve milli takım sporcularımızın antrenman yaptığı Palandöken’de ki 2 binlik tesise övgüler yağdıran Çinli gazeteci Wei Yan sayesinde Çinliler de Erzurum’u yakından tanıma fırsatı buldu. Gün boyu haberin döndüğü televizyon yayını özellikle sürat pateni camiamızda sevgi ve taktirle karşılandı. Türkiye Buz Pateni federasyon Başkanımız Gökhan Özdemir, Çin’in da yakından ilgilendiği Furkan’ın sayesinde olimpiyat sonrası da sadece Çin’de değil, tün dünyada Türkiye’nin adının lanse edileceğinden kuşkularının olmadığını belirtti.

ÇİNLİ’YE KITLAMALI ÇAY DERSİ
Federasyonun il temsilcisi olarak 3 gün boyunca Erzurum’da kalan Çinli gazeteci Wei Yan’ı bir an olsun yalnız bırakmadım. Nurullah Pala ile de tanışan ve PUSULA’ya haber olan sempatikliğiyle sevilen Wei Yan’a bol bol çay ısmarladık, kıtlama çay nasıl içiliri de öğretmekten geri kalmadım. Wei Yan, hayatında ilk defa kıtlama çay içerken, bunu halen görev yaptığı Ankara’da ve ülkesinde de gerçekleştireceğini belirtti..
TUTTUĞUM BABA SÖZLER : Bilenle tartışabilirsin, bilmeyenle de tartışabilirsin. Ama bildiğini sananla tartışmak ahmaklıktır! (Konfüçyüs)
DUVARIN DİLİ : Mutluluğu bulan bize de konum atsın!

Öyle ya. Ne de olsa bugün DSİ’nin başında bulunan kişi daha bir süre önce Ankara’da Barajlar Dairesi’nin iki numaralı adamıydı. Kurumunda barajlar ile anılan bir isimdi. Yıllardır da Söylemez için böyle bir haber beklentimiz de sır değildi. Haksızlık etmek istemem. Elbette ki böyle bir gelişme sadece Bölge müdüründen kaynaklı olamaz. Siyasilerin de bunda büyük payı var. Ama bana göre böylesine önemli bir projeye artık ciddi bakılır olmasında kesinlikle ve kesinlikle yeni bölge müdürünün rolü vardır. En azından ayağı uğurlu geldi deyip olayı tatlı yere bağlayalım. Mesele kolay bir mesele değildir. 350 bin dekarlık bir alanın sulama ve de tamamlandığında önemli miktarda enerji üretecek bir projeden bahsediyorum. Tebrik ve takdirlerim ve dahi alkışlarım bizatihi Oğuzhan müdüredir. Ben bu golün asistini yeni müdürümüze yazdım. Bu benim son kararımdır, nokta.

Celal Şam ismi, özellikle inşaat sektöründe marka olmuş isimlerden biridir. Efsane inşaatçılardandı. Nenehatun köyü ve akabinde çok ölümlü kazalara yolaçan Hamamderesi mevkiinin çift yol yapılmasını sağlayan, Mediko Sosyal tesisleri ile Diş Hekimliği Fakültesi ve de Polis Okulu gibi önemli kamuya ait bina inşaatıyla tanınan Celal Şam, koopetatifcilik alanında da şehrin öncü müteahhitlerindendi. Sadece Erzurum değil, çevre illerde de büyük işler yapan bir müteahhit olan Celal Şam, ani bir kararla bir gün bir çokları gibi evini yükleyip gurbete çıkmıştı. Bir dönemlerin inşaat alanındaki yıldızı, Ağrı eski Milletvekillerinden Ahmed Hamdi Şam’ın oğlu Celal Şam’ın, uzunca bir süredir sesi soluğu çıkmıyordu. Ankara’da yaşıyor ve tamamen Erzurum ile ilişkisini koparmıştı. Ancak. Ayrılık hasreti fazla sürmedi. 76 yaşına basan ve bir zamanlar Erzurumspor’da da yöneticilik yapan Celal Şam, yine ani bir kararla Erzurum’a kesin dönüş yaptı. Ankara’da ki evini ve ofisini sattı, Erzurum’a yerleşti. Yıldızkent’de bir ev satın alan ve artık yaşamının sonuna kadar burada kalmaya karar veren Şam’a, geçmişte Erzurum’a büyük hizmetleri olduğu için hoşgeldin derken, yeniden inşaat sektörüne girmeyi düşünüyor musun şeklindeki bir soruma şu cevabı veriyordu: Aman aman! Sıfır tenzilatla iş de verseler yapmam!

Korkutma bizi Müdürüm!
Sağlık İl Müdürü Dr.Gürsel Bedir’in yanındaydım dün. Kendisine son zamanlarda kovit olaylarında yine artış olduğuna dair haberlerin olduğunu, bu haberler doğrultusunda Erzurum’da durumun ne olduğunu sordum. Daha önceki görüşmelerimizde her daim yaşanan gelişmeleri ayrıntılarıyla açıklayan, rakamlar veren Dr.Bedir, bu defa farklıydı. ‘’Her yerde olduğu gibi Erzurum’da da endişe verici bir durum var’’ diyen Dr.Bedir, 13-14 entübe hastamızın olduğunu, yoğun bakımda da 13 hastanın bulunduğunu söylerken, ısrarlarıma rağmen vaka sayısını vermekten kaçındı. Çok fazla arttığını sosyal medyasından da dün paylaşan, dördüncü aşısını da olan ve ildeki vaka sayısını Sağlık Bakanının açıklayacağını belirten sevgili sağlık müdürümüzün vücut dilinden ve endişeli açıklamalarından durumun vahim olduğu kanaatine vardım. O yüzü güleç adamdan eser yoktu bu son görüşmemde. Sık sık alışkın olduğumuz ama artık takmamaya ısrar ettiğimiz maske, mesafe, temizlik konusuna vurgu yapan Müdürümüzün sadece ‘’Maskeyi attık böyle oldu’’ demesinden şahsen ben çok şey anladım. Tamam, özellikle mezarlıkları hariç İstanbul’un her tarafı kırmızı olmuş, Erzurum bir çok ile göre yine iyiymiş ama durum ciddi beyler, bir ağabeyiniz, kardeşiniz, hasbelkader köşe yazıcınız olarak uyarayım istedim.

Bir çoğuna göre gereksiz laf kalabalıkları oluyor diye kınanan facebook paylaşımlarının bir çoğundan ben hep memnun kalıyorum, hem de güzel kazanımlar elde ediyorum. ‘Kitapkurdu’ olarak tanıdığımız, bu köşede daha önce bu özelliğine bir köşe yazısı ile vurgu yaptığım işinsanı değerli ağabeyim Cafer Burucu’nun önceki günkü bir paylaşımı daha çok hoşuma gitti. Bu tür sosyal medya platformlarının ne kadar da önemli ve değerli olduğunu koyan o paylaşımda Cafer ağabey sömestride okunması gereken kitap ve yazar listesini sıralamış. Beğenirsiniz, beğenmezsiniz. Okursunuz, okumazsınız. O sizin bileceğiniz iş. Ama Cafer ağabeyi kesinlikle arkadaşlarını meşgul etmemiş, güzel bir alışkanlığa sevketmiş. İşte her görüşmelerimizde kitap sohbetlerine bayıldığım Burucu’nun tatilde gençlere önerdiğini söylediği ve kendilerine büyük değer katacağına inandığını belirttiği o kitap: 1-Diriliş neslinin Amentüsü (Sezai Karakoç) 2- Yaşamak (Cahit Zarifoğlu) 3-Geleceğimiz de İslam var (Roger Garaudy) 4- Yoksulluk içimizde (Mustafa Kutlu) 5- Müslümanca düşünce üzerine denemeler (Rasim Özdenören) 6- Kırk Ambar (Cemil Meriç) 7- Yitik Cennet (Sezai Karakoç) 8- Mızraklı İlmihal (Semerkant yayınları) 9- Bu Ülke (Cemil Meriç) 10- Türk Cihan Hakimiyeti Mefkûresi Tarihi (Osman Turan).

Çin medyası bizi gördü!
Sürat Pateni tarihinde ilk defa olimpiyata katılma hakkı eden Erzurumlu sporcumuz Furkan Akar sayesinde Çin medyası bizi yakın kadraja aldı. CCTV adlı Çin’in önemli televizyon kanalı, Çinli muhabir Wei Yan’ın Erzurum’da Furkan Akar ve tesislerimiz, antrenmanlarımız ile ilgili çektiği görüntülere geniş yer verdi. Furkan Akar ile özel röportaj için Erzurum’a gelen Çinli gazeteci Wei Yan, hem Furkan’ı hem de Erzurum’u öve öve bitirmedi. Şubat ayında Pekin’de yapılacak olan Kış Olimpiyatlarında Türkiye’yi sürat pateninde ilk defa temsil edecek olan gururumuz Furkan Akar’ın görüş ve düşüncelerine de yer verilen yayında tesislerimiz ile ilgili özgü dolu ifadeler kullanıldı.

Bilhassa Furkan’ın ve milli takım sporcularımızın antrenman yaptığı Palandöken’de ki 2 binlik tesise övgüler yağdıran Çinli gazeteci Wei Yan sayesinde Çinliler de Erzurum’u yakından tanıma fırsatı buldu. Gün boyu haberin döndüğü televizyon yayını özellikle sürat pateni camiamızda sevgi ve taktirle karşılandı. Türkiye Buz Pateni federasyon Başkanımız Gökhan Özdemir, Çin’in da yakından ilgilendiği Furkan’ın sayesinde olimpiyat sonrası da sadece Çin’de değil, tün dünyada Türkiye’nin adının lanse edileceğinden kuşkularının olmadığını belirtti.

ÇİNLİ’YE KITLAMALI ÇAY DERSİ
Federasyonun il temsilcisi olarak 3 gün boyunca Erzurum’da kalan Çinli gazeteci Wei Yan’ı bir an olsun yalnız bırakmadım. Nurullah Pala ile de tanışan ve PUSULA’ya haber olan sempatikliğiyle sevilen Wei Yan’a bol bol çay ısmarladık, kıtlama çay nasıl içiliri de öğretmekten geri kalmadım. Wei Yan, hayatında ilk defa kıtlama çay içerken, bunu halen görev yaptığı Ankara’da ve ülkesinde de gerçekleştireceğini belirtti..
TUTTUĞUM BABA SÖZLER : Bilenle tartışabilirsin, bilmeyenle de tartışabilirsin. Ama bildiğini sananla tartışmak ahmaklıktır! (Konfüçyüs)
DUVARIN DİLİ : Mutluluğu bulan bize de konum atsın!